Altı Yılı Aşan Sessizlikten Sonra Aynı His: 12 Stones ve Golden Child

Metal / Müzik / Rock | 0 Yorum

12 Stones hiçbir zaman kendini anlatmak zorunda kalan bir grup olmadı. Onlar genelde, anlatmadan anlaşılan yerde durdu. 2000’lerin başında Amerikan rock sahnesi gürültülüyken, 12 Stones sessiz ama ağır bir dil kurdu. Sertti ama gösterişli değildi. Duygusal tarafı vardı ama bunu dramatize etmiyordu. O yüzden şarkıları bir “hit” gibi değil, bir dönem hissi gibi yer etti.

Benim 12 Stones’la ilişkim de bir albüm sırasından ya da bilinçli bir keşiften doğmadı. Daha çok hayatın içine karışmış bir ses olarak geldi. Düzenin kırılganlaştığı, her şeyin biraz daha soğuk hissettirdiği yıllarda… WWE The Nexus dönemini bugün düşündüğümde aklımda kalan şey hikâyeler değil; havadaki gerilim. Bir şeylerin yolunda olmadığı ama kimsenin bunu yüksek sesle söylemediği bir ruh hâli. 12 Stones’un müziği tam da bu hissin üzerine oturuyordu. Güçlüydü ama bağırmıyordu. Sertti ama kontrolsüz değildi. Daha çok içten içe biriken bir ağırlık gibiydi.

Bir başka temas noktasıysa çocukluk ekranından geldi. The Scorpion King gibi filmlerle… O yaşta müziği analiz etmezsin, sadece hissedersin. 12 Stones’un sesi orada, sahnenin arkasında değil, sanki benim hayatımın fonunda duruyordu. Yıllar sonra geri dönüp baktığımda fark ettim: O ses, o yaşta kuramadığım cümlelerin yerine konuşmuş.

Zaman geçti. Sahne değişti. İnsan değişti. Ve 12 Stones sessizleşti.Bu sessizlik kısa bir ara değildi. Altı yılı aşan, fark edilmeden uzayan bir boşluktu. Böyle anlarda genelde iki şey olur: Ya geri dönüş nostaljiye yaslanır ya da gerçekten söyleyecek bir şeyin vardır. İşte bu yüzden yeni single önemliydi.

Golden Child çıktığında hissettiğim şey “yeni şarkı” sevinci olmadı. Daha çok, yıllar önce bıraktığım bir defterin önüme yeniden konması gibiydi. Sayfalar tanıdıktı ama okuyan göz değişmişti. Şarkının anlattığı şey de bunu destekliyordu. İnsan bazen bir şeye, bir ilişkiye, bir döneme yalnızca en iyi hatırasından tutunur. Gerçeği görmek yerine o hatırayı korur. Ta ki bir gün, o erteleme bitene kadar.

Golden Child geçmişe öykünmüyor. Eski 12 Stones’u yeniden üretmeye çalışmıyor. Tam tersine, geçmişin neden geride kaldığını kabul ediyor. Bu yüzden nostaljik değil. Rahatsız edici. Çünkü dinleyene şunu fısıldıyor: Artık kendine yalan söyleme. Bu dürüstlük, altı yılı aşan sessizlikten sonra gelen bir “merhaba” için fazlasıyla net.

Benim için en çarpıcı tarafı da bu oldu. Çocuklukta ve ergenlikte hissettiğim o ham duygu hâlâ oradaydı. Aynı ağırlık, aynı iç sıkışması… Ama bu kez daha farkında, daha sakin ve daha gerçek. Golden Child o duyguyu geri getirmedi; zaten orada olduğunu hatırlattı.

Bu yüzden 12 Stones’u bugün tekrar konuşmak anlamlı. Nexus, Akrep Kral ya da eski şarkılar bir arka plan. Asıl mesele şu: Uzun bir sessizlikten sonra söylenen ilk söz ne? Golden Child bu soruya net bir cevap veriyor. Bağırmadan, süsleyerek değil; olduğu gibi.

Bazı gruplar geri dönmez. Zaten hiç gitmemiştir.Sadece sustukları yerde sen büyümüşsündür.Ve bir gün bir şarkı çıkar, bunu sana sakin bir sesle hatırlatır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir