Asphyx Röportajı – Bosphorus Open Air Metal Fest 2025 Özel

Death Metal / Kapak / Metal / Müzik / Röportaj | 0 Yorum

“Death Metal’in Yıkıcı Gücü İlk Kez İstanbul’da: ASPHYX!”

Hollanda’nın köklü Death/Doom Metal devi Asphyx, 1987’den bu yana ağır rifleri, karanlık atmosferi ve yıkıcı sahne performansıyla metal dünyasında kendine ölümsüz bir yer edindi. Martin van Drunen’in unutulmaz vokalleriyle karakter kazanan grup, yıllar içinde birçok zorlu dönemden geçmesine rağmen hiçbir zaman hızını kesmedi. “The Rack” ile başlayan yolculuk, son olarak pandemi koşullarında kaydedilen “Necroceros” ile devam etti ve Asphyx’i bir kez daha death metal sahnesinin en güçlü isimlerinden biri haline getirdi.

20 Eylül 2025’te Maximum Uniq Açıkhava’da gerçekleşecek Bosphorus Open Air Metal Festival sahnesinde, Asphyx ilk kez Türk hayranlarıyla buluşacak. Yıllardır beklenen bu özel an öncesinde biz de KPK Mag olarak grubun vokali Martin van Drunen ile bir röportaj gerçekleştirdik. Hem grubun geçmişine hem de geleceğine dair sorularımızı yanıtlayan Asphyx, İstanbul sahnesinde bizleri bekleyen yıkımı şimdiden müjdeledi!


Güven :20 Eylül’de ilk defa Türkiye’ye konser vermek için geleceksiniz. Türkiye’de konser vermek sizin için neler hissettiriyor? Türk dinleyicileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Martin: Çok heyecanlıyız! Özellikle Türkiye’deki ilk konserimiz olduğu için bizim için olağanüstü bir deneyim olacak. Daha önce hiç gitmediğimiz bir ülkede çalmak her zaman çok özel oluyor. Elbette İstanbul’un devasa, harika ve canlı bir şehir olduğunu biliyoruz, bu yüzden oraya gelmeyi dört gözle bekliyoruz. Açıkçası Türkiye’de bir death metal sahnesi olduğunu duyunca şaşırdık. Bulgaristan veya Romanya’da bazı Türk metal hayranlarıyla tanışmıştık ve onların söylediklerine göre bizi çılgın bir kalabalık bekliyor. Harika olacak!

Güven: İstanbul’a ve Türkiye’ye daha önce geldiniz mi? İstanbul’da konser öncesi veya sonrası keşfetmek istediğiniz yerler var mı?

Martin: Hayır, hiç gelmedik. En azından ben daha önce ülkenize hiç gelmedim, belki diğer grup üyeleri gelmiştir ama sanmıyorum. Umarım İstanbul’daki birçok tarihi ve kültürel yeri keşfetme şansımız olur. Bu biraz da yolculuğumuza bağlı olacak; ne zaman geleceğimiz ve ne zaman ayrılacağımız önemli. Ama görülecek şey çok fazla, sanırım bir hafta bile her şeyi görmek için yeterli olmayacaktır. Topkapı Sarayı, Kapalıçarşı, Sultanahmet Camii, Boğaziçi ve Ayasofya aklıma gelenlerden sadece birkaçı. Bunun yanında kesinlikle keşfetmek istediğimiz şeylerden biri de enfes geleneksel Türk et yemekleri!

Güven: 2021 albümü Necroceros pandemi koşullarında kaydedildi. Bu süreç nasıl geçti ve albümün temasına nasıl yansıdı?

Martin: Pandemi aslında süreci hızlandırdı. Tüm konserlerimiz iptal olmuştu ve yapabileceğimiz tek şey yeni albümü tamamlamak, provalara başlamak ve kayıtlara girmekti. Canlı çalamadığımız zamanı en iyi şekilde değerlendirmek istedik. Birkaç kez prova için buluştuk; aslında bu yasaktı çünkü sokağa çıkma yasaklarında 2-3 kişiden fazlasının bir araya gelmesi yasaktı. Bu durum biraz eğlenceliydi. Başka bir yükümlülüğümüz olmadığı için tamamen kayıtlara odaklanabildik, dikkatimizi dağıtan hiçbir şey yoktu. Yani olumsuz bir durumu olumluya çevirdik. Ancak albümün ismini ben zaten uzun süredir kafamda taşıyordum, yani Covid ile hiçbir ilgisi yoktu. Kayıt süreci alışılmışın dışında bir durumdu ama koronavirüs albümü hiç etkilemedi.

Güven: Setlistinizde sürprizler olacak mı? Brutal Assault konserinizde Necroceros ağırlıktaydı ama eski albümlerden de şarkılar yer aldı.

Martin: Haha, bilmiyorum, göreceğiz! İstanbul’da Brutal Assault’a kıyasla daha uzun çalacağız çünkü orada sadece 50 dakikamız vardı. Tek söyleyebileceğim, setlistimizin eski ve yeni şarkılardan oluşan iyi bir karışım olacağıdır. Yani herkes Asphyx diskografisinden bir şeyler bulacak.

Güven: Asphyx’in diskografisinden hangi şarkının İstanbul’daki kalabalığı en çok coşturacağını düşünüyorsunuz?

Martin: Galiba setlistimizi öğrenmeye çalışıyorsunuz? 😛 Bu soruyu kolayca cevaplayabilirim ama o zaman setlistimizin bir kısmını da ele vermiş olurum. Bu yüzden bekleyip görmeniz ve kendiniz değerlendirmeniz gerekecek.

Güven: Asphyx çok köklü bir grup, 1987’de kurulup bu zamana gelene kadar oldukça çalkantılı dönemlerden geçti. Geriye dönüp baktığınızda grubun şimdiki halini nasıl görüyorsunuz?

Martin: Evet, kesinlikle doğru. Ama sonunda tüm o çalkantılardan sonra, şu anki kadroda huzurlu sularda ilerliyoruz. Ben, Paul, Alwin ve Husky 10 yılı aşkın süredir birlikteyiz. Asphyx tarihindeki en uzun süreli kadro bu. Bence bunun sebebi sadece bir grup olmamamız, aynı zamanda bir kardeşlik olmamız. Herkesin grupta kendine ait bir görevi var. Mesela ben röportajlar, PR ve plak şirketiyle iletişimle ilgileniyorum. Paul, lojistik ve menajerlik işleriyle ilgileniyor, Alwin merchandise tasarımlarını yapıyor ve Husky sosyal medya işinde usta. Yani kendi kendimizi yönetiyoruz ve birbirimize tamamen güveniyoruz. Bu da bizi birçok grubun önüne çıkarıyor. Bu sadece iş tarafı, müzik ve sahne ise bambaşka bir boyut. Hepimiz sahnede birbirimize %200 güveniyoruz ve elimizden gelenin en iyisini veriyoruz. Bu zamana kadar başardıklarımızla gurur duyuyoruz ve kesinlikle işimiz bitmedi! Bu kadroyla sonsuza kadar devam edebiliriz.

Güven: “Incoming Death” (2016) ve “Necroceros” (2021) arasındaki değişimin grup içinde nasıl hissedildi?

Martin: En büyük değişim, miksaj mühendisi olarak Sebastian “Seeb” Levermann ile çalışmaya karar vermemiz oldu. Taze bir yaklaşımın bize iyi geleceğini düşündük. Kendisi de bizimle çalışmak istiyordu, birkaç test miks yaptı ve bizi tamamen etkiledi. Bu yüzden Necroceros için onu seçtik. Harika bir iş çıkardı ve çalışması da çok profesyoneldi. Belki risk aldık çünkü ses bizim için en önemli şey, ama bu işbirliği kesinlikle karşılığını verdi. Şarkı yazım süreci aynı kaldı, bizim için işleyen bir formülümüz var. Tek fark, Seeb ile çalışmak oldu. Öncesinde Dan Swanö ile çalışıyorduk, o da geçmişte mükemmel işler yaptı ve her zaman grubun dostu olarak kalacak. Ama değişim zamanı geldiğini düşündük ve bu karardan memnunuz.

Güven: Dünyadaki death metal öncülerinden biri olarak, türün bugünkü durumunu nasıl görüyorsunuz?

Martin: Çok olumlu ve canlı. Dünyanın dört bir yanından çıkan yeni, genç ve yetenekli grupların eski usul death metal anlayışını doğru şekilde sahiplenmiş olması bizi çok mutlu ediyor. Death metalin geleceği olduğunu görmek kesinlikle harika.

Güven: Türk metal sahnesini takip ediyor musunuz? Beğendiğiniz gruplar var mı? Festivalde diğer grup performanslarını izlemeyi düşünüyor musunuz?

Martin: Aslında buradan Türk sahnesini takip etmek zor. Ayrıca maalesef Türk gruplarının Avrupa’da çalması çok zor çünkü vize almak çok zor ve pahalı. Biz de ABD’ye gitmeye çalıştığımızda benzer sorunlar yaşıyoruz. Bu tamamen adaletsiz. Amerikan grupları Avrupa’yı sürekli turneliyor ve onlar için bu büyük bir gelir kaynağı, ama biz okyanusu geçmek istediğimizde bin türlü resmi prosedürle uğraşıyoruz. Bu yüzden Türk grupların ne hissettiğini çok iyi biliyoruz. Gerçekten üzücü. Metal küresel bir topluluk ve hiçbir kısıtlama olmamalı. Yine de bazı Türk gruplarını biliyorum; Soul Sacrifice, Engulfed/Diabolizer ve Hellsodomy’den çok etkilenmiştim. Çok yoğun bir death metal üretiyorlar. Festivalde zaman bulursak kesinlikle diğer grupları da izlemeye çalışırız. Yeni yetenekleri keşfetmenin ve sonrasında onlarla bira eşliğinde sohbet etmenin en güzel yolu bu.

Güven: Yeni nesil death metal gruplarına tavsiyeniz ne olur?

Martin: Bu biraz garip gelebilir ama biz ve birçok eski death metal grubu arasında şöyle bir espri var: İlk öğrenmeniz gereken şey beklemeyi bilmek ve tonlarca sabrınız olması gerektiği. Havalimanlarında, gümrüklerde, rötarlarda, servis araçlarını beklerken, backstage’e girişte, ödemelerde, trafik sıkışıklığında, yemek için, sahne sırası için, asansörlerde, otel odalarında, imza seanslarında, röportajlarda ve soğuk biraları beklerken… Hayatımızdaki binlerce saati bekleyerek harcadık. O yüzden genç kardeşlerim, sabırlı olmaya hazır olun!

Güven Festivalde sevenleriniz ürünlerinizi satın alabilecek mi?

Martin: Tabii ki! Ne yazık ki uçakla geleceğimiz için yanımıza istediğimiz kadar ürün getiremeyeceğiz, çünkü bagaj sınırlı. Ama yine de oldukça fazla şey getireceğiz.

Güven: İstanbul konseriniz öncesinde veya sonrasında hayranlarınızla buluşmayı düşünüyor musunuz?

Martin: Bu biraz duruma bağlı, konser öncesi mi sonrası mı belli değil. Ama kesinlikle hayranlarımızla buluşma şansı olacak! Buna söz veriyoruz!

Güven: Gelecek albüm ya da proje planlarınız neler? Kendinizi nasıl bir evrende görüyorsunuz?

Martin: En büyük hedefimiz Necroceros’a layık bir devam albümü yapmak. Bu zor olacak ama deneyeceğiz. Ne zaman biteceğini söyleyemem ama gelecek yıl için planlıyoruz. Bunun için bir süre konserleri azaltmamız gerekebilir. Sonrasında albüm çıktıktan sonra yeniden sahnelere, daha yoğun bir şekilde dönebiliriz. Bu, her grubun yaşadığı o kısır döngü: kayıt, konser, kayıt, konser… Sıkıcı gelebilir ama biz her saniyesini seviyoruz. Biz doğuştan metalhead’iz, öfke saçmak için yaratıldık!

Güven: Son olarak, Türkiye’deki dinleyicilerinize özel bir mesajınız var mı?

Martin: Elbette var! Öncelikle yıllardır bizi destekleyen tüm sadık Türk death metal ordusuna dev bir teşekkür! Sonunda İstanbul’a geliyoruz ve yalnızca Asphyx’in yapabileceği şekilde sahneyi yıkmaya geliyoruz. Hep birlikte delireceğiz! 20 Eylül’de Türkiye’deki ilk konserimizi dört gözle bekliyoruz!

BOSPHORUS OPEN AIR METAL FEST 2025

BOSPHORUS OPEN AIR METAL FEST 2025

20 Eylül 2025 Cumartesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir