Ölümle Yüzleşmek Artık Daha Gerçek: The Mortuary Assistant Filmi Geliyor

Oyun / Sinema / Vizyon / Yakında | 0 Yorum

Korku oyunları çoğu zaman beyazperdeye uyarlanırken özünü kaybeder. Oyuncunun birebir deneyimlediği korku, yerini pasif bir izleyicilik hâline bırakır. Resident Evil CGI bombardımanında kaybolur, Silent Hill kendi sessizliğinde bile çığlık atamaz hale gelir. Ama bazen bir oyun çıkar, ne hikâyesiyle öne çıkar ne aksiyonuyla… sadece sessizliğin içindeki tedirginlikle oynar. İşte o oyun: The Mortuary Assistant.
Ve şimdi, o morgdan çıkan sessiz çığlıklar sinema salonlarını hedef alıyor.


SDCC 2025’te Duyurulan Film Uyarlaması

San Diego Comic-Con 2025’te resmi olarak duyurulan film, 2026’da Shudder platformunda yayınlanacak.
Yönetmen koltuğunda Slapface gibi bağımsız korku işleriyle tanınan Jeremiah Kipp oturuyor.
Senaryo ise oyunun yaratıcısı Brian Clarke ve Tracee Beebe’ye emanet.
Başrolde, Arrow dizisinden tanıdığımız Willa Holland, oyundaki Rebecca Owens rolünü üstleniyor. Raymond karakterini ise usta oyuncu Paul Sparks canlandıracak.

ComicBook.com’un haberine göre film, “oyunun korkutucu dünyasını genişletirken sadakatten ödün vermeyen sinematik bir deneyim” sunmayı hedefliyor. İlk yayınlanan görüntülerdeki loş ışıklar, damar arayan iğneler, titreyen reflektör lambaları bile tek başına tedirgin edici. Bu, klasik “sıçramalık” korku değil. Bu, içten gelen, mideyi yavaş yavaş burkan türden bir korku.

Peki Diğer Uyarlamalar Başarısızken Bu Film Neden Umut Vaat Ediyor?

Kısa cevap: Çünkü bu oyun zaten izlemelik bir deneyime çok yakın.

The Mortuary Assistant, doğrudan oyuncunun elini bedenlere soktuğu, sinir bozucu derecede ayrıntılı tıbbi işlemler içeriyor. Cesetleri balsamlamak, çene kilitlemek, kan boşaltmak… Bunlar sinema için gözle görülür bir rahatsızlık hissi yaratma fırsatı. Ve bu oyun, doğaüstü korkuyla değil, gündelik ölümle başlıyor.

Reddit’te yapılan yorumlardan biri şöyle diyor:

“That game is shit‑pants scary, one of the only pieces of media to directly and immediately give me a nightmare after playing it.”
– u/bitterskull

Bir diğer kullanıcı ise sinematik potansiyeli şu şekilde açıklıyor:

“It’s a slow burn game. It doesn’t rely on jumpscares — it plays with your perception of reality. If the movie preserves that, it will be gold.”
– u/ravensend

Bunlar sadece oyuncu değil, deneyim olarak filmin iş yapabileceğine inanan insanlar.


Lore Derinliği ve Rebecca’nın İçsel Yolculuğu

Oyunun yüzeydeki korkusu morgda geçiyor olabilir. Ama derindeki korku, Rebecca Owens’ın kendisinde. Oyunun parçalı anlatımı bize şunları fısıldıyor:

Rebecca bir zamanlar madde bağımlısıydı.

Babasının ölümüne dair bastırılmış suçluluk duyguları var.

Oyundaki iblisler sadece korkutmak için değil, onun pişmanlıklarıyla yüzleştirmek için var.

CBR’nın analizine göre film bu içsel çatışmayı işlerse, izleyiciyi hem metafiziksel hem de duygusal olarak yakalayabilir. Burada korku sadece şeytanlardan değil, kendi geçmişinle göz göze gelmekten geliyor.

Diğer Korku Uyarlamalarıyla Kıyaslandığında

Bu film, Silent Hill’in ilk versiyonunun başardığı şeyi hedefliyor gibi:

Yavaş tempolu, atmosfer odaklı,

Karakterin geçmişiyle iç içe geçmiş bir korku,

Ve izleyicide derin bir huzursuzluk bırakmak.

Reddit’teki bazı kullanıcılar filmi doğrudan The Autopsy of Jane Doe ile kıyaslıyorlar. Bu hiç de kötü bir referans değil. Çünkü orada da morgda geçen, psikolojik korkuyla örülmüş bir hikâye vardı.

Işıklar Sönünce Ne Göreceğiz?

The Mortuary Assistant, korkuyu izleyiciye sunmak yerine, izleyicinin içine yavaşça akıtmak isteyen bir iş.
Filmde CGI canavarlar yerine karanlık koridorlar, fısıltılar, tıbbi aletlerin soğuk sesi varsa…
Ve Rebecca’nın geçmişiyle yüzleşmesi, bizim kendi bastırdığımız suçluluklarımızı tetikliyorsa…
O zaman bu sadece bir korku filmi değil, bir içsel yüzleşme olur.

Ve belki de sinemada tam da böyle bir korkuya ihtiyacımız vardır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir