Yunanistan’ın senfonik death metal devi Septicflesh, önümüzdeki ay İstanbul’da görkemli bir konser için sahne alacak. Biz de KPK Mag olarak konser öncesinde grubun gitaristi Christos Antoniou ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Hem yaklaşan İstanbul konseri hem de grubun geleceğine dair merak edilen soruları kendisine yönelttik. 3 Ekim’de Zorlu PSM’de gerçekleşecek olan bu özel konserin organizasyonu ise Black Label Event ve Vera Müzik imzası taşıyor.
Güven: Septicflesh Türkiye’de birçok kez sahne aldı. Türk seyircisi hakkında neler hatırlıyorsunuz? Buradaki konserleriniz nasıl geçti?
Christos: Türk seyircisi her zaman tutkulu ve enerjik oldu. Türkiye’de her sahne aldığımızda seyirciyle yoğun bir bağ hissettik. Onların bağlılığı ve coşkusu konserlerimizi gerçekten unutulmaz kılıyor.
Güven:Türk hayranlarınızla ilgili en unutamadığınız anınız hangisiydi?
Christos: En güçlü anılardan biri, hayranların şarkılarımızı yüksek sesle söylemesi. Onların enerjisi ve tepkisi performansımızı dönüştürüyor ve daha da güçlendiriyor.
Güven: Bu kez konseriniz oldukça farklı ve görkemli bir şova hazırlanıyor. Daha önceki konserleriniz de harikaydı, ama bu sefer büyük bir orkestra ile sahne alacaksınız. Bu konuda neler hissediyorsunuz, konseri bekleyen hayranlarınıza neler söylemek istersiniz?
Christos: Yaylı orkestra ile sahne almak hem bizim hem de seyircinin yaşayacağı eşsiz ve muazzam bir deneyim olacak. Bu sayede müziğimiz tam anlamıyla senfonik boyutuna ulaşıyor. İstanbul’daki hayranlarımıza şunu söyleyebiliriz: Yeni seslerle dolu, unutulmaz bir geceye hazırlanın.

Güven: Septicflesh için orkestra ile sahne almak yeni bir şey değil. Özellikle Yunanistan’daki Akropolis konserinizden biliyoruz. Senfoni orkestrasıyla sahne almak, normal konserlere kıyasla sizin için nasıl bir duygu?
Christos: Bu tamamen farklı bir deneyim. Orkestra ile müzik daha büyük, daha sinematik hale geliyor. Metalin ham enerjisiyle senfonik unsurların görkemini dengelemek gerekiyor. İki konser türünü de seyirciye en iyisini verecek şekilde ele almak lazım.
Güven: Orkestra ile uyumlu çalışabilmek için şarkılarda özel değişiklikler yapıyor musunuz?
Christos: Evet, kesinlikle. Düzenlemeleri orkestranın kendi sesini bulabileceği şekilde uyarlıyoruz, sadece bizim çaldıklarımızı tekrar etmesi için değil. Amacımız metal grup ile senfoni arasında bir diyalog ve bağ kurmak.
Güven: Bu konserin orkestra şefi Eren Başbuğ. Dream Theater ile yaptığı çalışmalarla tanınıyor. Bu özel iş birliği nasıl doğdu ve Eren Başbuğ ile çalışmak nasıl bir deneyim olacak?
Christos: Eren son derece yetenekli bir şef ve müzisyen. Ortak bir arkadaşımız onu önerdi, çalışmalarına baktım ve hemen olumlu yanıt verdik. Hem klasik hem de metal dünyasını tamamen anladığı için en iyisini bekliyoruz.
Güven: İstanbul konseri için repertuvarı seçerken özel bir yaklaşımınız oldu mu?
Christos: Evet, Septicflesh’in karanlık senfonik yönünü ön plana çıkaran ama aynı zamanda death metal köklerimizin gücünü koruyan bir setlist oluşturmak istedik. Birçok şarkıyı yaylıların gücünü ortaya çıkaracak şekilde güncelledim.
Güven: İstanbul’un sizde bıraktığı kişisel bir anı ya da izlenim var mı?
Christos: Ne yazık ki şimdiye kadar çok fazla göremedik. Bu kez daha fazla keşfetmeyi umuyoruz.
Güven: İstanbul’da gezmeyi sevdiğiniz veya görmeyi istediğiniz yerler var mı? Konser öncesinde şehirde vakit geçirme fırsatınız olacak mı?
Christos: İstanbul, tarihin ve modern yaşamın bir arada olduğu kontrastlarla dolu bir şehir. Her geldiğimizde zaman kısıtlı oluyor, bakalım bu kez provalar arasında fırsat bulabilecek miyiz.
Güven: Konser öncesinde hayranlarınızla buluşmayı planlıyor musunuz?
Christos: Zaman ve program izin verirse evet. Hayranlarımızla buluşmak bizim için her zaman önemli. Onların desteği ve bağlılığı her şeyi mümkün kılıyor.
Güven: Konserde resmi Septicflesh ürünleri satılacak mı?
Christos: Evet, resmi ürünler satışta olacak. Henüz tam karar vermedik ama kesinlikle olacak.
Güven: Türk metal gruplarından bildiğiniz ya da takip ettiğiniz var mı?
Christos: Pentagram’ı biliyorum, harika bir grup.
Güven: Akropolis konseriniz tekrar Live at The Acropolis adıyla gerçekleşiyor. Öyle büyük bir talep oldu ki ikinci gün eklendi. Üstelik konserinizden sonra Akropolis’in tadilata gireceği açıklandı. Böyle antik mekânlarda sahne almak nasıl bir duygu?
Christos: Akropolis’te sahne almak tarif edilemez bir şey. Bu sadece bir konser değil, aynı zamanda tarihle bir diyalog. Yenileme öncesinde sahne alacak son gruplardan biri olacağımızı bilmek bu deneyimi daha da eşsiz kılıyor.

Güven: İstanbul konserinde tam kadro mu sahne alacaksınız? Genellikle orkestrasız konserlerde Sotiris Vayenas’ın sahnede olmadığını görüyoruz. İstanbul’a gelecek mi?
Christos: Evet, Sotiris bu özel konser için bize katılacak. Ayrıca konuklarımız Fany (vokal) ve Vahan (duduk) da olacak. Onlar da gösterimize özel bir renk katacak.
Güven: Septicflesh 1990 yılında kurulan, birçok albüm ve EP yayınlayan köklü bir grup. 2003’ten sonra 4 yıllık bir ara verdiniz ve Communion albümü ile geri döndünüz. “Anubis” o dönemde adeta bir marş gibiydi. Bu arada neler oldu ve Communion nasıl ortaya çıktı?
Christos: O ara bize yeniden enerji toplama ve Septicflesh dışında başka şeylere odaklanma şansı verdi. Ben İngiltere’de besteci olarak çalışıyordum, kardeşim sanatına odaklandı. O dönemde Septicflesh için üretme isteğimiz yoktu. Döndüğümüzde ise yenilenmiş bir vizyonla geldik. Bu da Communion albümüne yol açtı. O albüm sesimizi yeniden tanımladı ve grubun tarihinde yeni bir sayfa açtı — ilk kez gerçek bir orkestra kullandık.
Güven: Symphonic Death Metal tarzında müzik yapmaya nasıl karar verdiniz?
Christos: Bu doğal bir evrimdi. Klasik müzik ve film müziklerine hep hayrandık. Bunları ekstrem metal ile birleştirmek, kendimizi ifade etmenin en gerçek yolu gibi geldi.
Güven: Kariyeriniz boyunca birçok farklı dönem geçirdiniz. Sizce Septicflesh’in bugün geldiği noktayı en iyi tanımlayan albüm hangisi?
Christos: Her albüm bir dönüm noktasıdır ama Modern Primitive bugün bulunduğumuz noktayı en iyi özetleyen albüm: Brutallik, atmosfer ve orkestranın bir sentezi.
Güven: Albüm yazım sürecinizde grup üyeleri arasında iş bölümü nasıl işliyor? Özellikle orkestrasyon kısmında sizin rolünüz nedir?
Christos: Şarkı yazımı ortak bir süreç, hepimiz katkıda bulunuyoruz ama ana besteciler ben, Seth ve Sotiris. Ben orkestrasyondan sorumluyum. Klasik eğitimimi düzenlemelere aktarıyorum ve orkestranın müziğin ayrılmaz bir parçası olmasını sağlıyorum, sadece ek bir unsur değil.
Güven: Genellikle kozmik korku, mitoloji ve felsefe gibi derin temalara yer veriyorsunuz. Bu temaları seçerken sizi en çok ne etkiliyor?
Christos: Varlığın gizemleri, bilinmeyen ve insanlığın sonsuz soruları bizi en çok etkileyen şeyler. Mitoloji ve felsefe, bu kavramları müziğimiz aracılığıyla keşfetmek için zengin bir çerçeve sunuyor.
Güven: Yeni bir albüm üzerinde çalışıyor musunuz? Hayranlar yakın gelecekte yeni bir şey beklemeli mi? Bu yıl başında 4 parçalık bir EP yayınlamıştınız, bu yeni albümün habercisi miydi?
Christos: Evet, yeni materyal üzerinde çalışıyoruz. EP gerçekten de gelecek albümün bir ön gösterimiydi. Hayranlarımız yeni bir albüm bekleyebilir.
Güven: Son albümünüz Modern Primitive üç yıl önce yayınlanmıştı. Albüme gelen tepkiler nasıldı? Sanırım Neuromancer en çok sevilen parçalardan biri oldu.
Christos: Tepkiler harikaydı. Modern Primitive sesimizi ileriye taşıdı ve Neuromancer gibi şarkılar hayranlarla derin bir bağ kurdu. Yeni materyalin bu kadar güçlü şekilde benimsenmesi her zaman ödüllendirici.
Güven: Son olarak, 3 Ekim’deki İstanbul konseri öncesinde Türk hayranlarınıza iletmek istediğiniz özel bir mesajınız var mı?
Christos: Yıllar boyunca gösterdikleri bağlılık için Türk hayranlarımıza teşekkür etmek istiyoruz. 3 Ekim’de orkestra eşliğinde İstanbul’da tarihi bir gece için bize katılın. Bir kez yaşanacak eşsiz bir deneyim olacak. Orada görüşmek üzere!

Metalhead designer & photographer
www.guvenceylan.net