Alternative Metal’in Yükselişi – Bölüm 3

Taglar: , , , , , , , , ,

Yarının Pazartesi olduğunu unutmaya çalışalım ve artık üçüncü bölümümüze geçelim,dostlar.En son Halestorm’da kalmıştık.Peki bu seferki konuklarımız kimler olacak?Incubus,Mushroomhead,Otep,Red ve daha fazlasını birazdan huzurlarınızda olacak…Hemen hızla göz atmaya başlayalım!

alg-incubus-jpg

Incubus : California’nın alternatif nimetlerine Incubus’la devam ediyoruz.Alternatif Rock/Metal’in en eskilerinden biri olan Incubus,müzik kariyerine 1991 yılında başlamıştı.Öncelikle daha çok Funk Metal/Nu Metal semalarında gezse de sonrasında tamamen alternatif bir bakış açısına sahip olan grup,ismini duyurmaya 1999 yılında çıkardıkları “Make Yourself” isimli albümle başladı.Bu albümdeki “Pardon Me” isimli şarkı,Incubus dinleyicilerinin favorileri arasında yer almaktadır.Bunun dışında “Nowhere Fast”,”Stellar”,”Drive”  isimli şarkılar da albümün güzellikleri arasındaydı.Ama Incubus esas bombayı 2001 yılındaki “Morning View” albümüyle patlattı.Brandon Boyd ve ekibinin ne kadar yetenekli olduklarını ortaya koyan bu albüm,Incubus için beklenen patlamayı gerçekleştirmişti.“Nice to Know You”,”Wish You Were Here”,”Warning”,”Echo”,”Are You In?” isimli şarkılar albümün göze çarpanları arasındaydı.Amerika,Avustralya ve Kanada’da bu albüm 2.sıraya kadar tırmanma başarısı göstermişti.3 Yıllık bir aradan sonra 2004’te çıkan “A Crow Left of the Murder” albümü Incubus’un istikrarı yakaladığını gösteriyordu.Başarılarının sadece “Morning View” albümüyle olmadığını kanıtlayan grup,hız kesmeden ve kimseyi üzmeden kendi çizgisinde ilerliyordu.“Megalomaniac”,”A Crow Left of the Murder”,”Agoraphobia”,”Talk Shows On Mute”,”Sick Sad Little World” albümde dikkat çeken parçalar olmuştu.Yine listelerin üst sırasını işgal etmeyi başaran grubumuz,adını iyice duyurmaya başlayıp,Avrupa’da da ismini duyurmuştu.2006 yılında ise grubun en başarılı albümü “Light Grenades” piyasaya çıktı.Bu albümle beraber artık Incubus,kendine Alternatif Metal dünyasında sağlam bir yer edinmeyi başarmıştı.“Dig”,”Anna Molly”,”Love Hurts”,”Oil And Water”,”Light Grenades”  isimli şarkılar radyolarda ve televizyon kanallarında sıkça yayınlanmayı başarmıştı.Özellikle “Love Hurts” isimli şarkı Incubus denince akla gelen ilk şarkıdır.Bu albümden sonra grup kişisel sebepler nedeniyle belli bir süre ara vermişti.Vokalist Brandon Boyd,bu ara verme sürecinde bi solo albüm çıkardı ve bu albümün çıkışından sonra grup tekrar aktif hale geldi ve 2011 yılında son albümleri olan “If Not Now,When?” albümünü piyasaya çıkardı.Incubus bu albümle sound olarak yumuşamaya karar vermiş ve olgunlaştıklarını ifade etmeye çalışmıştır.Her şeye rağmen bu albüm de beklenen başarıyı yakalamıştır.“Promises,Promises”,”Thieves”,”Adolescents” single olarak piyasaya sürülmüştür.Stüdyo albümleri dışında “Monuments And Melodies” isimli bir de Best Of albümü bulunmaktadır,bu da 2009 yılında piyasaya çıkmıştır.Şimdilerde ise grup,tekrar bir ara verme sürecinde,fakat kesinlikle dağılmadıkları menajerleri tarafından açıklanmıştır.Albüm olarak “Morning View” albümünü sizlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.(Goodbye,Nice to Know You!)

Lostprophets

Lostprophets : Galler,Britanya’dan bizlere seslenen bir grupla birlikteyiz.Belki adını tüm dünyaya duyurmayı başaramasa da saygı ve destek görmeyi hak eden gruplardan biridir Lostprophets.Post hardcore/emo stillerine rağmen alternative rock/metal piyasasında bulunan grup 1997’den beri bu piyasanın içinde.2000’de “Thefakesoundofprogress”,2004’te “Start Something”,2006’da “Liberation Transmission”,2010’da “The Betrayed”,2012’de de “Weapons”  isimli albümlere imza atmıştır.Bu albümlerden “Start Something” ve “Liberation Transmission” ciddi anlamda ilgiyi hak etmektedir.Bende grubu “Start Something” albümünden Wake Up(Make A Move!)” isimli şarkılarıyla tanıdım.Alışılagelmişin dışında tarzları ve değişik sound’larıyla bu grubu denemenizi tavsiye ederim.İki satır yukarıda kalan o iki albümü de tavsiyem olarak kabul edebilirsiniz.

sadasdafdads

Mushroomhead : Cleveland,Ohio’dan bizlere konuk olan mantar kafalı abilerimiz 1993 yılından beri bu piyasanın aykırı tipleri olmaya devam ediyor.Maske ve makyajlarını zaman zaman yenileyerek ilginç şovlara sahne olan konserleriyle Mushroomhead kesinlikle bu piyasanın en ilginç gruplarından biri bence.Açıkçası maske konusunda da Slipknot’a ilham verdiği düşünülmekte.Açıkçası pek de yadırganmamalı durum.Gruptaki kişi sayısı ve kullanılan enstrümanlar bakımından birbirlerine benzer özellikler taşıyor iki grup da.Müziklerinde Industrial Metal tarzını bariz bir şekilde yansıtsalar da onları Alternative Metal içinde saymak daha mantıklı olacaktır açıkçası.Grup,ilk zamanlar tamamıyla underground piyasada takılmasına rağmen 2001 yılında çıkardıkları “XX” albümüyle televizyon ve müzik dünyasına merhaba demiştir.“Solitaire/Unraveling” isimli şarkıyla isimlerini duyurmaya başladılar.“Solitaire/Unraveling”,”Before I Die”,”These Filthy Hands”,”43″ albümde göze çarpan şarkılar olmuştu.2003 yılında çıkan “XIII” albümü ise gruba en büyük başarıyı getiren albüm niteliği taşımaktadır.“Kill Tomorrow“,“Sun Doesn’t Rise”,”Mother Machine Gun”,”Eternal”,”Thirteen” albümün kıymetli şarkılarındandır.Gelen başarının ardından 2006 yılında “Savior Sorrow” isimli albüm piyasaya çıktı.Bu albüm de aranan başarıyı yakalamayı başardı.“12 Hundred”,”Simple Survival”,”Damage Done”,”Save Us”,”Burn” albümün dikkat çeken şarkılarıydı.Bu albümle beraber grubun yeni agresif vokali olan Waylon Reavis’i de tanımış olduk.Çünkü şimdiye kadar o vokalde başarılı işlere imza atan Jason Popson ailevi problemleri sebebiyle gruptan ayrılmıştı.Three Quarters Dead’in eski vokali olan Waylon,açıkçası beklenilenden hızlı bir şekilde gruba uyum sağladı.2010 yılında çıkan “Beautiful Stories for Ugly Children” albümü beklentileri karşılayamadı.Albümden sadece “Come On” ,”I’ll Be Here” single olarak yayınlandı.Şimdilerde ise grup tamamen yeni albüm çalışmalarına odaklanmış durumda.Tavsiye olarak kesinlikle “XIII” albümünü tavsiye ediyorum…

Nickelback-640-80

Nickelback : Geldik Post Grunge akımunın kaymağını yiyen Kanadalı grubumuza.1995 yılında müziğe adım atan Nickelback,ismini duyurmayı 2001 yılındaki “Silver Side Up” albümüyle başarmıştır.Ayrıca dinlediğim ilk Rock/Metal albümü olmasından dolayı da çok ayrı bir yeri vardır bu albümün bende.Zaten Nickelback dendiğinde akla bu albümdeki “How You Remind Me” isimli şarkı gelir.Bu şarkının dışında “Too Bad”,”Never Again”,”Just For”,”Hollywood”,”Hangnail” şarkıları dikkat çeken şarkılardandı.Nickelback tarihinin en sert albümü de bana göre bu albümdür.Eğer aradığınız bu tarz bir şeyse tavsiyem bu albümdür.Sonrasında ise Nickelback,sürekli “How You Remind Me” tadında bi single çıkarma uğraşına girmiştir.2003’te çıkan “The Long Road” albümündeki “Someday” şarkısı da bu savımı desteklemektedir.Albümün geneli oldukça başarılıdır açıkçası ve beklenilen ilgiyi de görmeyi başarmıştır.“Flat on the Floor”,”Someday”,”Because of You”,”Figured You Out”,”Throw Yourself Away” albümün dikkat çeken şarkılarıydı.Bu albüm sonrasında Nickelback kesin bir manevrayla piyasa olma yolunu seçti.2005 yılında çıkan “All The Right Reasons” bunu destekler nitelikteydi.Ama bu demek değil ki kötü müzik yapmayı seçtiler.Hala dinlenmeyi hak eden şarkılar yapıyorlar.Sadece sert müzik yapmayı tercih etmediler demek daha mantıklı olabilir.Bu albümde “Photograph”,”Animals”,”Savin’ Me”,”Far Away”,”Side of A Bullet”,”If Everyone Cared”,”Rockstar” bu albümden çıkan single’lar olmuş ve listeleri uzun süre işgal etmişti.Bu albümde bazı toplumsal sorunlara da değinildiğini söylemek yanlış olmaz açıkçası.Burada “Savin’ Me” isimli şarkının videosuna dikkat çekmek isterim.Bugüne kadar gördüğüm en harika müzik videolarından biridir kesinlikle.Bu albümde de “How You Remind Me” yapma klasiği nedense olmamıştır,bunun yerine akustik ağırlıklı şarkılara ağırlık verilmiştir.2008 yılında ise “Dark Horse” albümü piyasaya çıktı.Bu albümde biraz eski Nickelback havası sezinleyebiliriz.Hard Rock triplerine sahip şarkılar var.Nickelback’in başka bir özelliği de müzik videosu çekmeyi çok sevmesi.10 şarkının neredeyse en az altı tanesine klip çekmeden duramıyor açıkçası.“Something In Your Mouth”,”Burn It to The Ground” bu iki şarkıya dikkat çekmek isterim.Nickelback’in yaptığı en sağlam işlerdendir.2011 yılında ise “Here And Now” albümünü yayınladılar.”Dark Horse”a oranla temposu biraz daha düşük bir albümdü bu.“This Means War”,”Bottoms Up”,”When We Stand Together”,”Lullaby”,”Trying Not to Love You” bu albümden çıkan single’lar oldu.Nickelback için yeni albüm haberi şu an için gözükmüyor.O yüzden bu konu hakkında herhangi bir şey söyleyemeyeceğim.Bu arada Chad Kroeger’ın müzik piyasasına güzel bir armağanı daha olmuştu.O da Theory of A Deadman’e destek olması şeklindeydi.Daha detaylı açıklamayı o gruba gelince yapacağım.Tavsiye edeceğim albüm açıkçası “The Long Road” olabilir.En dengeli albüm o gözüküyor benim için…Sırada grubu tanımamız için örnek şarkımız

Nothingface

Nothingface : Alternative Metal’in bir türlü beklenen patlamayı yapamayan gruplarından biri ki zaten 2009 yılında dağıldılar.Çok fazla anlatılabilecek şeylere sahip değiller.Toplamda 6 albümleri var.Çoğunlukla underground kalan bir gruptu.2003 yılındaki “Skeletons” albümü size bu arkadaşlar hakkında iyi bilgi verecektir.Grubun gitarist Tom Maxwell ise Hellyeah grubuyla devam etmektedir.Şimdi de bu grup hakkında size ön fikir sağlayacak şarkımıza geçelim.

Otep+Image4

Otep : California’da 2000 yılında Otep Shamaya’nın önderlik ettiği bir grupla karşı karşıyayız.Otep agresif bayan vokalleri arasında ilk üçe girebilmeyi bence başarabilir.Çünkü scream veya brutal vokal yapmak dışında agresif bir kişiliğe sahip.Videolardan bunu fark etmek çok zor değil.Kendisi ayrıca vejetaryen,lezbiyen ve hayvan hakları savunucusu.Bunun dışında ressam,aktris,şair ve yazar da sayılabilir.Ama biz onu daha çok Otep adlı grubuyla tanıyoruz.Otep,kaotik hava içerisinde extreme öğelerle süslenmiş bir alternative metal sunuyor bizlere.“Smash The Control Machine” albümünde bariz bir şekilde Nu Metal etkisi göstererek Rap vokal kısımlara da yer vermiştir.Otep ismini 2002’de çıkan “Sevas Tra” albümüyle duyurdu.Bu albümden çıkan “T.R.I.C.” isimli şarkıyla piyasaya merhaba demişti.Karşımızda hanım kız imajının üstüne koyu renkli rujlu,piercingli biri vardı.Rap vokal ve brutal tekniğiyle piyasaya uçan tekmeyle adım attı.Sonrasında ise esas patlamayı yapan şarkıya video çekmeye karar verdi : “Blood Pigs”.Bu videonun ortaya çıkmasıyla beraber Otep Shamaya’nın ismi konuşulmaya başlandı.Ardından 2004 yılında “House of Secrets” albümü geldi.Bu albümde de “Requiem”,”Warhead”,”Buried Alive”,”Gutter”  öne çıkan parçalar oldu.Sonrasında ise benim favorim olan “The Ascension” albümü çıktı 2007 yılında.Bu albümde “Crooked Spoons”,”Confrontation”,”Ghost Flowers”,”Breed(Nirvana Cover)”,”March of The Martyrs” piyasayı sallayan şarkılar olmuştu.İyiden iyiye adını duyurmayı başarmıştı Otep ve geniş bir kitleye ulaşmıştı sonunda.Buradan sonra Capitol/Koch Records ile yollarını ayırıp,Victory Records’la anlaştı.Victory etiketli ilk albümü “Smash The Control Machine” 2009 yılında piyasaya çıktı.Albümle aynı adı taşıyan şarkı,oldukça büyük ilgi gördü.Bunun dışında “Rise,Rebel,Resist”,”Head of Medusa”,”Run For Cover”,”Unveiled” ses getiren şarkılar olmuştu.“Head of Medusa” isimli şarkı “True Blood” dizisinin 3.sezon 8.bölümünde Outro şarkısı olarak kullanıldı.Bu albümle de istediğini başaran Otep,yoluna hızlı devam etti ve 2011 yılında “Atavist” isimli albümünü çıkardı.Fakat bu albüm yeterince ses getirmeyi başaramadı.Göze çarpan şarkılar sadece “Fists Fall”  ve “Not to Touch The Earth(The Doors Cover)” olmuştu.Son olarak 22 Ocak 2013’te “Hydra” isimli albümü çıkardı ve bunun Otep’in son albümü olacağını açıkladı Otep Shamaya.Müzik kariyerini noktalayıp noktalamayacağı açıkçası bilinmemekte.“Hydra” isimli albümden çıkan “Apex Predator” şarkısı olumsuz eleştirilerin hedefi oldu.Otep’in eski havasını kaybettiğini düşünenler çoğunluktaydı.Bu agresif ablamızın ilerleyen zamanlarda ne yapacağını hep birlikte göreceğiz.Şimdi geçelim örnek teşkil edecek şarkımıza!

RED

Red : Nashville,Tennesee orijinli Red,Alternative Metal’in zirvede yer alan temsilcilerinden biridir.Türkiye’de ise yeteri kadar tanınmıyor ne yazık ki!Red,Alternative Metal’i Breaking Benjamin kadar saf yapabilen gruplardan biri.Ayrıca hristiyan kişilikleriyle tanınıyorlar.Vokal Michael Barnes,piyasanın en başarılı vokallerinden biri.Gerek clean,gerek scream olsun çok başarılı işler çıkaran Barnes,grubun buralara gelmesinde en büyük etken olmuştur diyebilirim.Peki Red buralara kadar nasıl geldi?2006 yılında Red “End of Silence” albümünü çıkardığında oldukça ses getirmişti.Piyasaya çok sağlam bir giriş yapmışlardı ve bu girişin başlangıcı “Breathe Into Me” single’ı ile olmuştu.Red,duygusallığı sert müzikle harmanlamayı çok iyi başarmıştı.Gitar tonları ve kullandıkları rifflere Michael Barnes’ın vokali de eklenince ortaya harika bir müzik çıkıyordu.Tabi esas farklılık bu değildi tamamıyla.Pek çok şarkıda kullandıkları keman ve piyano da çok farklı bir hava katıyordu.“Breathe Into Me”,”Let Go”,”Already Over”,”Lost”,”Pieces”,”Break Me Down” albümdeki en çarpıcı şarkılar olmuştu.Bu albümle beraber Red’in kanıtlaması gereken şeyler vardı.Öncelikle iyi bir devam albümü gerekiyordu.Sessizliğin sonunu getirmişken ve Grammy adaylığı kazanmış bir albüm çıkarmışken bunun bir tesadüf olmadığını kanıtlamaları gerekliydi.2009 yılında “Innocence & Instinct” albümü piyasaya çıktı.Bu albümde davulda Joe Rickard vardı ve Hayden Lamb gruptan ayrılmıştı.Bu albümde Red kendini kanıtlamayı başarmıştı.İlk albüm kadar ilgi gören albüm,yine Grammy adaylığı kazanmıştı.Ayrıca Dove ödüllerinde yılın en iyi Rock albümü ödülünü kazanmıştı.“Fight Inside”,”Death of Me”,”Mystery of You”,”Start Again”,”Never Be The Same”,”Ordinary World(Duran Duran Cover)”,”Forever” albümdeki en çok dikkat çeken şarkılar olmuştu.Bu albümden sonra gitarist Jasen Rauch,ailevi sebeplerden dolayı gruptan ayrıldı ve grup yoluna dört kişi devam etme kararı aldı.2011 yılında “Until We Have Faces” piyasaya çıktı.Üçüncü albümde de oldukça ses getirmeyi başardı Red.Dream Theater’dan John Petrucci,albümü 2011 yılının en iyi albümü olduğunu söylemişti.“Feed The Machine”,”Faceless”,”Lie to Me(Denial)”,”Let It Burn”,”Buried Beneath”,”Not Alone”,”Who We Are” albümün dikkat çeken şarkıları olmuştu.2013 yılında ise grubun dördüncü albümü olan “Release The Panic” yayınlandı.Red,bu albümle birlikte biraz elektronik altyapı olaylarına el atmışlardı ve farklı bir tat arıyorlardı.Bu ufak değişim olumlu tepkiler almayı başardı.“Release The Panic”,”Perfect Life”,”Glass House”  albümden çıkan single’lar oldu.Eğer Alternative Metal’e yeni başlamış veya Red’i duymamış biriyseniz geç kalmadan “End of Silence” albümüyle başlamanızı tavsiye ederim.Şimdi de sırada size fikir vermesi için seçtiğim Red şarkısı!

Evet,Üçüncü bölümün de sonuna gelmiş bulunuyoruz.Sıradaki bölümde bizleri Saliva,Seether,Shinedown,Sevendust ve fazlası bekliyor olacak.Dördüncü bölümde tekrar görüşmek üzere.Bol müzikli güzel günler hepinize…

41st+Annual+GMA+Dove+Awards+X5kaiLycipml

Dove ödüllü Red,Brian “Head” Welch(Ex-Korn) ve Dove Ödülleri Konuşmacısı Ed Leonard’la birlikte…

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Yorumlar

Yorumlar

/ 8 Arşiv

OnerTA